YARIN KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİN !

İsmet Oğuzkan

07-03-2026 11:13

Dünyada bir  tek  günleri  olan  kadınlarımız  8  Mart'ta  var  olan  bütün silahlarını  takınır yüksek  sesle  haykırarak, ''Erkeklere  karşı  biz de  varız'' diye  sıkıntılarını  anlatmaya çalışırlar.

Önce  kadınları  yılın sadece  bir  günü  anımsamak  onlara  yapılan  en büyük  haksızlıktır.

Sonra da  yurdumuzda  Atatürk  ilke  ve  devrimlerinin bu güne  kadar  gelişerek getirdikleriyle  kadınlarımız  olabildiğince  haklı, ayrıcalıklı, günümüz  yaşam  koşullarında olabildiğince  özgür  ve  bağımsızdır.

Çalışma  yaşamına her  dalda katılması da özgürlüğünü  daha da  artırmaktadır. Kadınlarımızın  ekonomik, siyasi  ve  sosyal  alanlardaki  kazanımları  ve  başarıları da unutulmamalıdır.

Artık, ''Kadınlar  bizim  kadınlarımız, soframızdaki  yeri  öküzümüzden sonra gelen'' ve ''Adı olmayan kadınlarımız’’  değildir.

''Eksik  etek, kaşık  düşmanı'' kadınlarımız  anlayışı  yavaş  yavaş  yok  olmaktadır.

Bütün  bunlar  kadının kurtuluşu  anlamına gelmez.

Alın  yazısıymış  gibi  ev  işlerinin  tümünü  yüklenmesi, bu  işlere harcanan  emek  ve  zaman kadının  insan  olarak  kendisini  geliştirmesinin  önünde  büyük  bir  engeldir.

Ayrıca  emeği  sömürülürken cinsiyetçi  yasal  yaklaşımlar, gelenekler  ve toplumsal kurallardan  dolayı  sıkıntılar  yaşamaktadır. Kadınlar  başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak uğruna, toplumsal  mücadeleden, demokrasi  kavgasından, üretkenlikten  uzak  bırakılmıştır.

En  tehlikeli  olanı  gördükleri  şiddettir.

Kadınlarımızın  kurtuluşu  bu  şiddeti  uygulayan  bizlerin  yani  erkeklerin elindedir.

Biz  hala, ''Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı  eksik  etmeyeceksin''dersek.

 

Biz  hala, ''Dayak  cennetten çıkmadır' 'manasızlığına inanıyorsak,

''Kocasıdır  döver de, sever de'' diyenlerden  cesaret  alıyorsak,

Karısını  döven kocayı  korumak  için, ''Aman karışmayın, karı koca arasına girilmez'' deyip duyarsız  kalırsak, şiddet uygulayan aciz  insanlardan farkı  olmayan  sefil  insanlar  olarak şiddetin bir  parçası  haline  geliriz.

Kadınlarımıza hakaret, küfür  etmek, aşağılamak,

Onları  parasız  bırakmak,

Evli  olsak  bile  rızası  olmadan  cinsel  ilişkiye  zorlamak,

İstemediği  halde çocuk  yapmaya mecbur  etmek.

İstemedikleri  ortamlarda  zorla  bulundurmak,

Özgürlüklerini  kısıtlamak,

Onları  yok saymak, görmemezlikten  gelmek de  kadına  şiddet  olduğunu  unutmamamız gerekir.

Şiddete  dur  diyemiyoruz.

Normal  yaşantımızın her  anında  şiddete  başvuruyoruz.

Komşuya  gittin  dayak,

Yemek  tuzlu  olmuş  dayak,

Kapıyı  geç  açtın, yan  baktın, televizyonda  elin  adamına  yakışıklı  dedin dayak, sonra da kocasıyım  severim de  döverim de  diye  haklı  olduğumuzu  zannederiz.

Kadına şiddeti  önlemek  için kızımıza, kadınlarımıza ''evde  otursun, dışarıya  çıkmasın'' diyoruz.'

"O  saatte  ne işi  vardı'' diye  soruyoruz.

Kadına  şiddet  uygulamış, öldürmüş  adama, ''Aşık  olmuş  ne   çalışıyoruz.

Kadın  ve  kadın  bedenini  namus  kavramı  ile  özdeştiriyorsak  biz  adam  olamayız  ve  kadın  cinayetlerinin  sorumlusu  sayılırız. Çünkü  namus  sadece  kadın  için  değildir  aynı zaman da  erkek  içindir de. Kadınlar  sahip  oldukları  bedenleri  için  öldürülmemeli, kadın oldukları  için  şiddet  görmemelidir.

Erkeğin  şiddetine  maruz  kalmış  kadını  toplumdan  uzaklaştırıp  sığınma  evlerine hapsetmek  çözüm  değildir. Bana  göre  doğrusu, şiddet  yapan  adam aramızda  elini  kolunu sallayarak  yaşamamalı, sığınma  evlerine  alınmalı, işinden  uzaklaştırılmalı, ailesi  ve çocuklarıyla  görüşmesi  kısıtlanmalıdır.

Devlet bu hasta  adamı  tedavi  etmeli  yani  şiddet  uygulayan  kişiye  yalnızca ''suçlu'' damgası  değil ''hasta''damgası da  vurulmalıdır.

Kadına da  sahip  çıkılmalı, korumalı, eğitim  görmesi  ve  çalışması  sağlanmalıdır.

Ne  yazık ki  aşkına karşılık  alamayınca kadını  öldüren,

''Ya benim  olacaksın  yada  toprağın''diyen,'

'Ben  seni  seviyorsam, sende beni  seveceksin''diye düşünen, bunu doğal  karşılayan hatta alkışlayan  bir  ülkede  yaşıyoruz.

Bizim  sevgi  anlayışımız  bu  olmamalı.

''Biz  sevdiklerimizi  ölesiye değil, öldüresiye  seviyoruz'.

'Bilmek  gerekiyor ki  aşk  ne  yazık ki  her  zaman  karşılık  gören  bir  duygu değildir.

Aşk  ölüm kalım  meselesi de değildir.

Bir  yürek  işidir, bir  onur  işidir  ve  gerçekten  insanca hissetmeyi  bilenlerin işidir.

''Dünyanın  en  muhteşem  insanı  olduğunu'' hissettirme duygusudur.

Kadınlar  bizim  kadınlarımız... Başımızın  tacı  gönlümüzün  sultanı  kadınlarımız...Sizleri koruyamadığımız  için  özür  diliyoruz..

Yarın Kadınlar Günü ile ilgili duygularımı dile getirip,bugünün belirteceğim nedenlerle kutlanamayacağının izahında olacağım.Arkası yarında kalın sağlıcakla…

 

DİĞER YAZILARI SESSİZ ÇÖKÜŞÜN ADI: HAYAT PAHALILIĞI 01-01-1970 03:00 NEVRUZ: BAHARIN MÜJDESİ Mİ, ANLAMLARIN GÖLGESİ Mİ? 01-01-1970 03:00 İSTİKLAL MARŞI: BİR MİLLETİN DİRİLİŞ NİDASI 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU’DA SAVAŞ ATEŞİ: ABD–İSRAİL–İRAN ÇATIŞMASININ GÖLGESİNDE TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 BİR ÖĞRETMENİN ARDINDAN: SUSMAYACAĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ 01-01-1970 03:00 SEVGİLİLER GÜNÜ ÜZERİNE… 01-01-1970 03:00 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİN! 01-01-1970 03:00 31 MART’TA DÜŞÜNÜRÜN ÖYKÜSÜ 01-01-1970 03:00 KÖTÜ TUZAK, YAPANIN BAŞINA GEÇER 01-01-1970 03:00 DEVLET ADAMI, YÖNETİCİ BÖYLE OLMALI 01-01-1970 03:00 KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET 01-01-1970 03:00 UZAK MI GELECEK? 01-01-1970 03:00 YERELYÖNETİMDE BELEDİYELER 01-01-1970 03:00 JANDARMANIN GAZİ PAŞASI KUVA-YI MİLLİYE ŞEHRİNDE… 01-01-1970 03:00 SAVCI, HAKİM VE ADALET NEYLESİN… 01-01-1970 03:00 EVLENEN VE BOŞANMAK İSTEYENLER OKUSUN 01-01-1970 03:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 SİYASİLER ASLAN’IN BAŞINA GELENLERİ YAŞAMASIN… 01-01-1970 03:00 CUMHURİYETİN 100. YILINDA “KARESİ HABER” 01-01-1970 03:00 ‘’KARESİ HABER’’DE BİRLİKTE OLMAK SEVİNCİ… 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE BİR DESTANDIR 01-01-1970 03:00