ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarıyla başlayan savaş, İran’ın balistik füze misillemeleriyle bölgesel bir yangına dönüşmüş durumda. Binlerce can kaybı, vurulan askeri üsler ve hedef alınan siviller… Ortadoğu yeniden ateş çemberinde. Bu yangının Türkiye’ye yansımaları ise kaçınılmaz.
SAVAŞ ARTIK BAŞLADI
Ortadoğu’da yıllardır konuşulan o büyük hesaplaşma artık gizli bir senaryo olmaktan çıktı.
ABD ve İsrail’in İran’daki askeri hedeflere yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma, İran’ın
bölgedeki Amerikan üslerine ve İsrail şehirlerine gönderdiği balistik füzelerle yeni bir aşamaya girdi.
Gelen haberler ağır: vurulan üsler, yıkılan altyapılar ve ne yazık ki binlerce sivil kaybı.
Bu tablo sadece üç ülkenin meselesi değildir. Bu savaş, Ortadoğu’nun tamamını ve dolayısıyla
Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir jeopolitik kırılmadır.
ASKERİ CEPHEDE TÜRKİYE’YE YANSIMALAR
İran’ın bölgedeki Amerikan üslerini hedef alması, Irak ve Suriye’deki askeri dengeleri
bir anda kırılgan hale getirdi. Bu iki ülke Türkiye’nin hemen yanı başında bulunuyor.
Böylesi bir savaşın uzaması halinde bölgede yeni vekil çatışmaların doğması, terör örgütlerinin
kaostan faydalanmaya çalışması ve sınır hattında güvenlik risklerinin artması kuvvetle muhtemeldir.
Türkiye’nin askeri caydırıcılığı ve sınır güvenliği bu nedenle her zamankinden daha kritik hale gelmiştir.
EKONOMİK FIRTINA
Savaşın bir diğer cephesi ekonomidir. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji hatları risk altına
girdiğinde dünya piyasaları sarsılır. Petrol fiyatları yükselir, küresel ticaret daralır,
piyasalar dalgalanır.
Enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bu gelişme ciddi bir ekonomik baskı anlamına gelir.
Türkiye de bu dalgalanmalardan etkilenebilecek ülkelerin başında gelmektedir.
Enerji fiyatları, enflasyon ve ticaret dengesi bu savaşın gölgesinde yeniden şekillenebilir.
GÖÇ VE SOSYAL BASINÇ
Ortadoğu’da her savaş yeni bir insani kriz doğurur. Şehirler yıkıldığında insanlar
yollara düşer. Sınırlar hareketlenir. Yeni göç dalgaları ortaya çıkar.
Halihazırda milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye açısından bu ihtimal
sosyal ve ekonomik açıdan ciddi bir yük anlamına gelebilir. Bu nedenle savaşın sadece
askeri değil insani boyutunu da dikkatle değerlendirmek gerekir.
TÜRKİYE’YE YÖNELİK TEHDİT SÖYLEMLERİ
Bölgede yaşanan her büyük kriz sırasında Türkiye’ye yönelik tehditkâr söylemler de
uluslararası tartışmalarda zaman zaman gündeme getirilmektedir. Türkiye’nin sıradaki hedef
olabileceğini ima eden bu söylemler, tarih bilgisinden yoksun değerlendirmelerdir.
Anadolu sıradan bir coğrafya değildir. Bu topraklar, üzerinde hesap yapan büyük güçlerin
planlarının defalarca boşa çıktığı bir tarih sahnesidir. Çanakkale’de dünyanın en güçlü
donanmaları durdurulmuş, Milli Mücadele’de yokluk içinden bağımsız bir devlet doğmuştur.
TARİHİN HATIRLATTIĞI GERÇEK
Türkiye Cumhuriyeti; köklü devlet geleneği, güçlü ordusu ve millet iradesiyle
bölgesinde belirleyici bir aktördür. Haritaları masa başında çizenler, sahada karşılaştıkları
gerçeklerle çoğu zaman yüzleşmek zorunda kalmıştır.
Türkiye kimsenin sıraya koyabileceği bir ülke değildir. Bu millet bağımsızlığını tehdit eden
her girişime karşı tarih boyunca bedel ödemiştir ve gerektiğinde aynı kararlılığı gösterecek
iradeye sahiptir.
SON SÖZ
Ortadoğu bugün büyük bir savaşın içindedir. Füze sesleri yalnızca İran, İsrail veya
Amerikan üslerinde yankılanmıyor; aynı zamanda dünya siyasetinin geleceğini de şekillendiriyor.
Türkiye için bu süreç; güçlü savunma, akılcı diplomasi ve ekonomik dayanıklılığın
bir arada yürütülmesi gereken kritik bir dönemdir.
Fırtına büyüyor. Ancak Anadolu’nun bin yıllık devlet aklı bize şunu hatırlatıyor:
Bu coğrafya hakkında yazılan senaryolar çoğu zaman sahada değişir.
Ve Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi bugün de kendi kaderini başkalarının planlarına
bırakmayacak bir ülkedir.