ORTADOĞU’DA SAVAŞ ATEŞİ: ABD–İSRAİL–İRAN ÇATIŞMASININ GÖLGESİNDE TÜRKİYE

İsmet Oğuzkan

06-03-2026 21:31

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarıyla başlayan savaş, İran’ın balistik füze misillemeleriyle bölgesel bir yangına dönüşmüş durumda. Binlerce can kaybı, vurulan askeri üsler ve hedef alınan siviller… Ortadoğu yeniden ateş çemberinde. Bu yangının Türkiye’ye yansımaları ise kaçınılmaz.

SAVAŞ  ARTIK  BAŞLADI

Ortadoğu’da yıllardır konuşulan o büyük hesaplaşma artık gizli bir senaryo olmaktan çıktı.
ABD ve İsrail’in İran’daki askeri hedeflere yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma, İran’ın
bölgedeki Amerikan üslerine ve İsrail şehirlerine gönderdiği balistik füzelerle yeni bir aşamaya girdi.
Gelen haberler ağır: vurulan üsler, yıkılan altyapılar ve ne yazık ki binlerce sivil kaybı.

Bu tablo sadece üç ülkenin meselesi değildir. Bu savaş, Ortadoğu’nun tamamını ve dolayısıyla
Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir jeopolitik kırılmadır.

ASKERİ  CEPHEDE  TÜRKİYE’YE  YANSIMALAR

İran’ın bölgedeki Amerikan üslerini hedef alması, Irak ve Suriye’deki askeri dengeleri
bir anda kırılgan hale getirdi. Bu iki ülke Türkiye’nin hemen yanı başında bulunuyor.

Böylesi bir savaşın uzaması halinde bölgede yeni vekil çatışmaların doğması, terör örgütlerinin
kaostan faydalanmaya çalışması ve sınır hattında güvenlik risklerinin artması kuvvetle muhtemeldir.
Türkiye’nin askeri caydırıcılığı ve sınır güvenliği bu nedenle her zamankinden daha kritik hale gelmiştir.

EKONOMİK  FIRTINA

Savaşın bir diğer cephesi ekonomidir. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji hatları risk altına
girdiğinde dünya piyasaları sarsılır. Petrol fiyatları yükselir, küresel ticaret daralır,
piyasalar dalgalanır.

Enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bu gelişme ciddi bir ekonomik baskı anlamına gelir.
Türkiye de bu dalgalanmalardan etkilenebilecek ülkelerin başında gelmektedir.
Enerji fiyatları, enflasyon ve ticaret dengesi bu savaşın gölgesinde yeniden şekillenebilir.

GÖÇ  VE  SOSYAL  BASINÇ

Ortadoğu’da her savaş yeni bir insani kriz doğurur. Şehirler yıkıldığında insanlar
yollara düşer. Sınırlar hareketlenir. Yeni göç dalgaları ortaya çıkar.

Halihazırda milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye açısından bu ihtimal
sosyal ve ekonomik açıdan ciddi bir yük anlamına gelebilir. Bu nedenle savaşın sadece
askeri değil insani boyutunu da dikkatle değerlendirmek gerekir.

TÜRKİYE’YE  YÖNELİK  TEHDİT  SÖYLEMLERİ

Bölgede yaşanan her büyük kriz sırasında Türkiye’ye yönelik tehditkâr söylemler de
uluslararası tartışmalarda zaman zaman gündeme getirilmektedir. Türkiye’nin sıradaki hedef
olabileceğini ima eden bu söylemler, tarih bilgisinden yoksun değerlendirmelerdir.

Anadolu sıradan bir coğrafya değildir. Bu topraklar, üzerinde hesap yapan büyük güçlerin
planlarının defalarca boşa çıktığı bir tarih sahnesidir. Çanakkale’de dünyanın en güçlü
donanmaları durdurulmuş, Milli Mücadele’de yokluk içinden bağımsız bir devlet doğmuştur.

TARİHİN  HATIRLATTIĞI  GERÇEK

Türkiye Cumhuriyeti; köklü devlet geleneği, güçlü ordusu ve millet iradesiyle
bölgesinde belirleyici bir aktördür. Haritaları masa başında çizenler, sahada karşılaştıkları
gerçeklerle çoğu zaman yüzleşmek zorunda kalmıştır.

Türkiye kimsenin sıraya koyabileceği bir ülke değildir. Bu millet bağımsızlığını tehdit eden
her girişime karşı tarih boyunca bedel ödemiştir ve gerektiğinde aynı kararlılığı gösterecek
iradeye sahiptir.

SON  SÖZ

Ortadoğu bugün büyük bir savaşın içindedir. Füze sesleri yalnızca İran, İsrail veya
Amerikan üslerinde yankılanmıyor; aynı zamanda dünya siyasetinin geleceğini de şekillendiriyor.

Türkiye için bu süreç; güçlü savunma, akılcı diplomasi ve ekonomik dayanıklılığın
bir arada yürütülmesi gereken kritik bir dönemdir.

Fırtına büyüyor. Ancak Anadolu’nun bin yıllık devlet aklı bize şunu hatırlatıyor:
Bu coğrafya hakkında yazılan senaryolar çoğu zaman sahada değişir.
Ve Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi bugün de kendi kaderini başkalarının planlarına
bırakmayacak bir ülkedir.

 

DİĞER YAZILARI SESSİZ ÇÖKÜŞÜN ADI: HAYAT PAHALILIĞI 01-01-1970 03:00 NEVRUZ: BAHARIN MÜJDESİ Mİ, ANLAMLARIN GÖLGESİ Mİ? 01-01-1970 03:00 İSTİKLAL MARŞI: BİR MİLLETİN DİRİLİŞ NİDASI 01-01-1970 03:00 YARIN KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİN ! 01-01-1970 03:00 BİR ÖĞRETMENİN ARDINDAN: SUSMAYACAĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ 01-01-1970 03:00 SEVGİLİLER GÜNÜ ÜZERİNE… 01-01-1970 03:00 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİN! 01-01-1970 03:00 31 MART’TA DÜŞÜNÜRÜN ÖYKÜSÜ 01-01-1970 03:00 KÖTÜ TUZAK, YAPANIN BAŞINA GEÇER 01-01-1970 03:00 DEVLET ADAMI, YÖNETİCİ BÖYLE OLMALI 01-01-1970 03:00 KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET 01-01-1970 03:00 UZAK MI GELECEK? 01-01-1970 03:00 YERELYÖNETİMDE BELEDİYELER 01-01-1970 03:00 JANDARMANIN GAZİ PAŞASI KUVA-YI MİLLİYE ŞEHRİNDE… 01-01-1970 03:00 SAVCI, HAKİM VE ADALET NEYLESİN… 01-01-1970 03:00 EVLENEN VE BOŞANMAK İSTEYENLER OKUSUN 01-01-1970 03:00 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 01-01-1970 03:00 SİYASİLER ASLAN’IN BAŞINA GELENLERİ YAŞAMASIN… 01-01-1970 03:00 CUMHURİYETİN 100. YILINDA “KARESİ HABER” 01-01-1970 03:00 ‘’KARESİ HABER’’DE BİRLİKTE OLMAK SEVİNCİ… 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE BİR DESTANDIR 01-01-1970 03:00