24 Mayıs'ta Balıkesirimizin güzide meydanında Salih Tozan toplantı salonunun orada baştan başa sıralanmış harikulade resimler gördüm. Biraz gezdim, dolanırken genç bireylerin yaptıkları cidden çok güzel eserler, eskizler ile üç boyutlu kilden yapılmış heykeller vardı. T.C Ziraat Bankası Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümü öğrencilerinin bu inanılmaz güzel görsellikleri beni sanat konusunda biraz daha umutlandırıyor.

Ben  hatırlıyorum da Tiyatroya ilk başladığım zaman daha ilkokula gidiyordum ve hiç kimse bu sanat yeteneğimi fark etmedi bile ama şimdi güzel sanatlar liseleri bu ülkenin gerçek sanatçılarını yetiştirilmesinde çok önemli bir yer almakta.  Aslına bakarsanız çocuk ve gençlerimizi kazanmanın yolu sanattan geçmekte diye yazsam çok da yanlış olmaz çünkü sanatın en büyülü hâli içinizdeki ateşi bulmanızı onu açığa çıkarması ve vücudunuzu o ateş ile sarıp sarmalaması öyle değil mi? Gerçekten çok yetenekli gençlerimiz var.

O gün bir de mezuniyet görenleri vardı ki bu onların heyecanını katlamıştır yine de içlerinde ki o gençlik ateşi işte tüm o heyecanı bambaşka bir yerlere çıkarmaya yetip artıyor. Resimlerdeki fırça teknikleri kullanılan boyalar, tualin üzerine işlenmiş olan kompozisyonlar, kara kalem çalışmaları hepsi gerçekten çok güzellerdi. Fakat bizim halkımız işte çok bilgisiz, ilgisiz, herkesin kafası deve kuşu gibi cep telefonlarında onları da görünce insan bir geriliyor sinir oluyorsun. Ama ne yapalım temel de yok ki bu yüzden ya! Okumak, sanat diye bağrınıp duruyorum. Bunu da yapacağız diye yine hatalar silsilemize bir yenisini daha eklemeden sevgi ile sevmelerini sağlayarak bunu yapmalıyız. Zaten bu yüzden de kaybediyoruz. Bir durumu düzeltelim derken elimize yüzümüze bulandırıyoruz. Sonra da bir çok bahanesi oluyor. O gün içimde bir umut doğdu ve umuyorum ki bu umut her zaman daima o gençlik ateşi ile birlikte yanmasını sağlamaya devam edeceğiz.