Belediyeler ne kadar sosyal dokunuşlarla vatandaşa sıcaklık verseler de yönetimlerin kalıcılığı asıl yaptıkları eserlerle oluyor.
Bir köprü yapılıyor; şunun zamanında yapılmıştı, şu başkan bunu yapmıştı deniyor.
Kavşak, yol, köprü, şehrin sosyal ve kültür hayatına katkı sağlayan salonlar…
Türkiye’de merkezi idare ile yerel idareler sanki aynı devlet çatısı altında değillermiş gibi… Merkezi yönetim, kaybettiği belediyeleri üvey evlat gibi görüyor, üzerine soruşturmalar, hacizler…
Oysa devlet, belediyenin partisine bakmadan eşit yaklaşmalı.
Nasıl başkan seçilen belediyede particilik olmamalıysa ve o seçilmiş başkan tüm vatandaşların belediye başkanı ise devletin yaklaşımı da öyle olmamalı mı?..
Oysa belediye başkanı rozetsiz olmalı falan derken son yıllarda ne var karşımızda; partili cumhurbaşkanı.
Partili cumhurbaşkanının olduğu bir ülkede belediye başkanlarına “rozetini çıkar” demek de ancak bizde yaşanabilecek bir ironi.
Velhasıl girişi uzattık.
Konumuz belediyeler değil aslında.
Ki özellikle muhalefete geçen belediyeleri borç sarmalında gördükçe yatırım ve eser anlamında çok da beklentiye girmemek gerek. Şehir temiz olsun, aydınlık olsun, çevresel görüntü güzel olsun, sosyal dokunuşlarla vatandaş sıcaklığı kaybolmasın bu da kafi diyebileceğimiz zamanlardayız.
Üzerine bir şeyler yapabilenin ise elbette başımızın üstünde yeri var.
Ama…
Şehirlerin asıl atılım yapmaları Ankara’da iş bitiren vekilleri, bakanları, güçlü siyasi kişilikler ile oluyor.
Geçen hafta uzun bir yolculuk yaptık. Kırıkkale, Yozgat, Sivas, Elazığ, Malatya, Kayseri, Kırşehir’i bir daire içine alın göz ucuyla da olsa inceleme fırsatımız oldu.
Hele Elazığ’dan özellikle bahsedeceğiz, çünkü 4 gün ordaydık.
Hani hep diyoruz ya şehir girişleri kentin imajıdır diye.
Hangi şehre girerseniz girin bizim kadar sönük ve fersiz bir şehre denk gelmedik. Körfezden Balıkesir’e girişte A.Taprak Caddesi de fersiz, İzmir yönünden giriş Vasıfçınar da.
Yozgat ve Sivas’a Ankara’dan abilerin elinin değdiği o kadar belli ki.
Yozgat denince Cemil Çiçek faktörünü hemen hatırlatmak gerek.
Keza Sivas, zaten dev kent olan Kayseri de…
Sivas’taki cadde ve geniş kent meydanlarını görünce bizim Zağanos Paşa Meydanı’nın ne kadar da cılız kaldığını hatırladık ama yine de iyi ki Zağanos Paşa Meydanı’mız var da demeden edemedik.
Her kent için sayfalar yazabiliriz; Malatya depremin etkilerini aşmış değil, her taraf şantiye haline dönmüş.
Kırşehir kendine özgü gayet şirin ve tarih dolu bir yerleşim yeri.
Kayseri ise karşılaştırma yapabileceğimiz düzeyde değil, kat kat kendini aşmış, Bursa ile kıyaslarsınız belki.
Ama Elazığ’a büyük bir parantez açmamız gerekiyor.
Şok etti kelimenin tam anlamıyla.
Merkez nüfusu Balıkesir’den fazla, genel nüfusu az olan Elazığ’da şehri kim planlamış ve nasıl bir vizyonla gelecek öngörülmüş ise inanılmaz geniş cadde ve bulvarlar, inanılmaz bir yeşil doku, geceleri inanılmaz bir ışıltı…
Kamunun torpili o kadar göze batıyor ki spor salonlarından tutun kamu kurumlarından gördüklerimizin hepsi modern ve devasa binalarda hemşehrilerine hizmet veriyorlar.
3 AVM var, bizim Bandırma Caddesi’nin üç katı genişliğinde yollar var, sosyal yaşam alanları inanılmayacak boyutta.
Ve asıl güzeli, şehir öyle farklı noktalardan öyle güzel yavru kentçiklerle dağılmış ki biz Paşaalanı yeni mahalle ve nispeten ferah deriz ya laf arasında, Elazığ’da yeni yerleşim alanlarına baktığımızda hiç konuşmamamız gerekiyor.
Devasa bir Devlet Tiyatrosu var Elazığ’ın. Büyük zincir otellerin çoğu mevcut.
Kent, daha şehrin girişinde birkaç kez tokat attı bize.
Ama dedik ya Ankara eli ve izleri var her kentte.
Biz “bakan da bakan” diye hayal kuraduralım, bakanlıkların yeterli olmayacağı, iş bitirici siyasi kişiliklerin geldikleri kentleri ihya ettikleri ve pek çok kazanım sağladıkları gerçeği karşıladı bizi her yerde.
Bizde de güçlü siyasi kişilikler yok mu?
Ama daha havaalanına bir uçak koyamadık.
Uçak diyoruz, topu şirketlere atıyorlar.
Koyamıyorsanız kapatın bari; israf olmasın diyorsunuz.
O kadar insan çalışıyor yazık değil mi diyorlar.
O kadar insan napıyor diyorsunuz.
Tu kaka ediliyorsunuz.
Velhasıl…
Elazığ’a görmeyen vekilimiz var mı bilmiyorum ama bir kez daha Elazığ’ı mercek altına alsalar iyi olur.
Son olarak tüm siyasilerin güzergahlarında olup on yüz bin milyon kez geçtikleri Polatlı’ya da bir satır açalım.
Polatlı Ankara’nın ilçesi.
Gece içinden geçerken ana arter aydınlatmasının güzelliği ve ilçeye verdiği havanın kaçta kaçı var Balıkesir’de?
Basit dokunuşlar bile gelmiyorken sıkışıklığını ve darlığı aşan bir şehir olmaya hayaller bile yetmiyor sonuç olarak.