Mehter ile ilgili epey bir süre önce Soner Yalçın çok bilgilendirici bir yazı yazmıştı. 
Bizim Osmanlı’ya atfettiğimiz Mehter’in geçmişinin aslında çok daha eskilere gittiğini, Orhun Yazıtları’nda bahsedildiğini, Malazgirt’te olduğunu, tarih açısından bakıldığında dünyada askeri müziğin başlangıcı olduğunu, Genelkurmay kaynaklarında da mehter için bağımsızlık, azamet, dua, hakimiyet, alkış olarak tanımlamalar yapıldığını ama nicedir “ver mehteri” denerek çığırtkanlık ve pespayelik yapıldığından yakınarak nasıl olup da buna ses çıkarılmadığından yakınıyordu.
Maalesef kötü bir kullanıma döndü mehter.
Nereden aklımıza geldi.
6 Eylül Belediyesi’nin başına gelenlerden.
Çünkü siyaset bu. Çirkin.
Eline fırsat geçti mi herkes birbirine yükleniyor.
Herkes bire bin katıyor, toplumsal nabız yükselsin, gündem değişsin, sinirler gerilsin, kopuşma-kutuplaşma olsun…
Fırsat bu fırsat; siyasetin her rengi maalesef çirkin. Maalesef siyasetin seviyesi Türkiye’de bu.
Öncelikle birkaç hususun altını çizelim:
6 Eylül Belediyesi’nin 23 Nisan kutlamaları kapsamında gerçekleştirdiği etkinliklerden biri olan sahne performansı tepki çekti.
Tepki haklı mıydı, evet, açık alanda, 23 Nisan kapsamında değerlendirilmesi pek de olanaklı görül-e-meyecek bir gösteriydi.
Lakin bu tarz etkinliklerde bu tür istenmeyen sonuçlar her belediyenin başına gelebilir, çünkü akrobasi veya dans ile akrobasinin karışımı olarak sunulan bu gösteriler aslında ne direk dansıdır ne de striptiz.
Ancak 23 Nisan ruhu anlamında yakışıksız kaçmıştır ve yeri de orası değildir.
Siyasi olarak her türlü yaylım ateşi açılsa da hatırlanırsa BBB’ni AKP’nin yönettiği yıllarda her getirilen sirk gibi gösterilerde de akrobasi ve bu tarz gösteriler hep vardı ve kimse de bir şey dememişti. 
Lakin sosyal medya ile ilk kamuoyuna düşen görüntüler konu 23 Nisan olduğu için kuşkusuz daha bir tepki aldı, bunda halka açık alanda olması da etkendi. 
Zira örneğin birkaç yıl önce gelen sirk gösterileri biletli gösterilerdi.
Velhasıl tepkiler üzerine 6 Eylül Belediyesi soruşturma açtı, Kültür Müdürü’nü görevden aldı. Valilik bakanlığa bildirdi; İçişleri Bakanlığı müfettiş görevlendirdi.
Yani…
Olması gereken zaten yapılmış, kamuoyu denetimi ve Valilik, Bakanlık silsilesi ile yasal işlem başlatılmıştı.
Dediğimiz gibi, belediyelerin yaptığı bu tarz etkinlikler maalesef önceden belediye amirlerine ön sunum olarak sergilenmiyor, haliyle de bu tür kazalar olabiliyor. Bunun örnekleri var ve bunu partinin hangi belediyeden olduğuna bakarak siyasi arenaya dökmek gerçekten ne samimi ne doğru.
Ancak gördük ki ülkeyi sarsan gündem maddelerinde hemen hemen hiç seslerini duymadığımız siyasetçilerimizin bir kısmı, top ayaklarına düştüğü için arka arkaya sert şutlar çekmeye başladılar.
Direk dansından tutun, striptize, gece kulübünden tutun sapkınlığa, sapkınlığı meşrulaştırmaya…
Yani malzeme geldi ya “ver mehteri” topluma vaziyeti oldu.
Valilik ve Bakanlık soruşturma açmış, Belediye, ilgili müdürünü görevden almış, sorumlularla ilgili soruşturma açmış. Daha n’apılsın?.. Kayyum mu atayalım 6 Eylül’e?...
Hele hele vekiller öyle bir yol açtılar ki bu şiddetli tepkilerle, kafaları başka takıntılarla dolu olup hazır fırsat kollayanlardan bazı kendini bilmezler de konuyu nereye getirip ne dediler duydunuz, gördünüz mü?..
“Kemalizm zehirdir dediğimizde zıplayanların dikkatine” diyerek CHP’li belediyenin çocuklarımızın ruh sağlığını zehirlediğini söyleyecek kadar konuyu başka boyuta taşıdılar.
Yani konu getirildi mi Kemalizm’e!..
Siyaset “ver mehteri” sığlığında kör dövüşe devam ettiği sürece maalesef siyasetin hiçbir umut taşıyıcı potansiyeli yok gelecek için.