Daha geçen gün; “Kızlarını okula göndermeyen ailelerden talep geliyor, karma öğretim istemiyorlar” minvalinden bir şeyler söyledi, kızlı erkekli öğretim olmamasının temel atma hazırlıklarına istinaden!
Oysa sormazlar mı, bir zamanlar Kız Meslek Liseleri vardı, kapatan kim oldu diye?..
Sorsanız da önemli değil, maksat suyu bulandırmak, milli eğitime bol bol siyaset, keyfilik ve polemik sokmak.
Elbet Cumhuriyet ile beraber öyle bir temel atılmış ki bu milletin özüne, ne yapsalar nafile de liyakata bakıp üzülüyor insan.
Hasan Ali Yücel gibi değerli insanların oturduğu o makamlar artık kimlere emanet!
Oysa…
Oysa bilimsel normları ön plana alan çağdaş bir Milli Eğitim Bakanı’nın o anne babalara, kızlarının Milli Eğitim Bakanlığı’na emanet olduğunu ve çağdaş karma eğitimin faydalarını anlatarak ikna etmesi gerekirdi. Keza İmam Hatip Liseleri alternatifi de zaten mevcut.
Daha bu konunun üstü kapanmamışken haftalık polemik icat etmeden duramadıkları için durduk yere yine gayri milli eğitim olarak “Kurtuluş Savaşı”nın isminin değiştirildiğini, artık müfredatta “Milli Mücadele”nin kullanılacağını öğrendik basından.
Ne büyük işler, ne ince işler!
Bilimsel, tarafsız, evrensel bilgilerle yoğrulan bir bakanlık olmalı Milli Eğitim.
Siyaset üstü olmalı.
Asli amacı; okuyan, okuduğunu anlayan, araştıran, muhakeme eden, sorgulayan, tartışan, özgüvenli ve üreten gençler yetiştirmek olmalı.
Lakin bizimkilerin öyle önemli işleri var ki…
Kurtuluş Savaşı’ndan önce Osmanlı varmış da neyden kurtulmuşuz gibi saçma ve akıl ötesi bir açıklama ile Milli Mücadele’nın Kurtuluş Savaşı yerine kullanılacağını söylüyor bay Bakan!
Milli Mücadele zaten ayrılmaz şekilde kullanılıyor… Kurtuluş Savaşı da aslında İstiklal Harbi diye geçer ki o harbi verenler vermiştir bu ismi, düşman postalı altındayken Anadolu; elbette var olan savaş varlık yokluk ve Kurtuluş Savaşıdır… O yüzden İstiklal Madalyası vardır, o yüzden İstiklal Marşımız vardır, o yüzden savaşın adı da İstiklal’dir.
Hey hat ne günlere kaldık.
Ne liyakatsizlik.
Gerçekten bir Allah’ın kulu yok mudur, “yav, siz ne yapıyorsunuz başka işiniz gücünüz kalmadı mı” diye soracak…
Milli Eğitim’in böylesine laçkalaşması ve tüm gerçek sorunların halı altına süpürülüp gereksiz ve onun da ötesi her yönden siyasi saikle hareket edilen icraatlara(!) imza atılması bu ülkenin geleceğine yapılan en büyük kötülük olsa gerek.
Müfredatta değiştirilen başka bazı kavramlar daha var:
Ormanlarımız yerine Yeşil Vatan, Türkiye’nin deniz yetki alanı yerine Mavi Vatan, Türkiye’nin hava sahası yerine Gök Vatan, Bizans yerine Doğu Roma, Ermeni Meselesi yerine Asılsız Ermeni iddiaları, Haçlı Seferleri yerine Haçlı Saldırıları, Ege Denizi yerine Adalar Denizi, Coğrafi Keşifler yerine Sömürgeciliğin Başlangıcı falan falan…
Her şeyi geçtik de Ege Denizi yerine Adalar Denizi mi denecek şimdi, Adalar Denizi dediğiniz zaman bizzat Yunanistan denizi gibi oluyor farkında mısınız?
Hele coğrafi keşiflerin yerine gerçekten sömürgeciliğin başlangıcı mı denecek; gerçekten şaka mısınız; coğrafi keşiflerin sonuçlarından biridir sömürgecilik, nasıl onu diğerinin eş değeri olarak kabul edebilirsiniz ki?
Vah Milli Eğitim ah Milli Eğitim; eğitim ötesi nasıl gayri milli eğitim oldun çıktın!?
YORUMLAR
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar