“Nato kafa nato mermer”, anlatılanları anlamamakta direnen, söylenenlere kapalı, inatçı ve "söz anlamayan" kişileri tanımlamak için kullanılan bir deyim aslında. Bu ifade, kişinin kafasının mermer kadar sert ve düşünmeye kapalı olduğunu vurgulamak amacıyla kullanılıyor.
Örneğin bugün ana muhalefetin başına atanan kayyım için pekala “nato kafa nato mermer” diyebilirsiniz; çünkü kendi başını kuma gömmüş, toplum ne diyor, tüm duyu organlarını kapatmış.
Nato kafa deyince aklımıza aslında hemen bizim de üyesi olduğumuz Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) geliyor ama bununla hiçbir ilgisi yok.
Osmanlı döneminde konuşulan Rumcadan Türkçeye geçtiği ve Yunancadaki
"Na to kefali, na to mermari" (İşte kafa, işte mermer) sözünden türediği kabul ediliyor “nato kafa nato mermer”in…
Bu girişten sonra ise biz yine dönelim bizim NATO’ya.
Günlerdir gazetelerde okuyor, televizyonlarda dinliyorsunuz.
7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi yapılacak Ankara’da.
Kuşkusuz çok önemli bir toplantı, toplantının içeriğinden çok katılımcılar açısından dikkat çekiyor.
Ama bir teyakkuz ve olağanüstü hal var ki sormayın gitsin.
Biraz abartmadık mı diye insan düşünmeden edemiyor.
Ankara iki gün zirveye ev sahipliği yapacak ama öncesi ve sonrası Türkiye’nin kalbi durur hale gelecek.
Zorunlu görev alması gerekenler hariç kamu personeli idari izinli, şenlik yok, konser yok, sınav yok, toplantı yok, yok da yok… Tekrar tek tek sayıp her gün medyada dillendirilen ayrıntıları burada yenilemeyeceğiz.
Ama insan düşünmeden edemiyor.
Türkiye, nice zirveye ev sahipliği yaptı, güvenlik ve emniyet açısından da her tür önlemi alabilecek gücümüz var.
Var da günlük hayatı ve Ankara’da yaşayan milyonlarca insana hayatı ızdıraba çevirmenin bu geniş perspektifte ne kadar gerekliliği var, insanın aklı almıyor haliyle.
Ki, bir de baş konuk Trump var. Bizi memnun edecek müjdeler falan verecekmiş, kendisi öyle beyanatta bulundu.
Biz de Trump gelecek diye milyarlar harcayıp havaalanının pistini uzattık, yol güzergahlarını cilaladık, boyadık, alladık pulladık.
Ne diyelim, hayırlısıyla gelsin geçsin de şanımız yürüsün!
Lakin bu hazırlıklara abartı falan diyoruz ya aslında gerçekten ne ölçüde abartı, onu da tahlil etmek gerek.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın herhangi bir kente geldiğinde geçeceği yollar da aynı şekilde cillop hale çevrilmiyor, allayıp pullamıyor muyuz her köşe bucağı?..
Herhangi bir bakan veya bakan yardımcısı geldiğinde falan, ziyaret edeceği noktalarda park yasakları falan gelmiyor mu?..
İsmini cismini bilmediğimiz bir bakan yardımcısı bir kenti ziyaret ettiğinde o il veya ilçe teyakkuza geçmiyor mu?..
Her sokak başına polis dikmiyor muyuz?..
Geçiniz..
İlin valisi, her sabah valilik makamına giderken bile yol güzergahındaki her kavşakta polis selama durmuyor mu?..
Garip hallerimiz var bizim..
E dünya delisi pardon devi geliyor Türkiye’ye..
Trump olunca 10 gün felç oluversin Ankara.
Sevindirecekmiş hem bizi!